Ana Sayfa Kategoriler  Hakkımızda  İletişim
boğaz
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z    
  BANKA HESAP NUMARALARI
  İRTİBAT
  Tüm Kitaplar
  Biyografi.net
  Boğazdaki Aşiret
  facebook biyografi.net
  facebook Biyografi Kitabı
  twitter biyografi.net
  biyograf
  uyanış yayınevi
  biyografimarket
  cengiz aytmatov, cengiz dağcı, mustafa çetin
  biyografi atölyesi
  yerli marka
  Türk Yurdu Dergisi
Biyografi Net Yayınları
Biyografi Net Yayınları
 

Vitali Hakko

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Twitter da paylaş Google da paylaş Live da paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

1913 yılında İstanbul'da doğdu. 1934 yılında şapka devriminin ilk günlerinde Şen Şapka mağazasını açarak iş dünyasına adımını attı. Vakko firmasını, önemli bir marka haline getirdi. 11 Aralık 2007 tarihinde İstanbul'da vefat etti.
xxxxxxx

HABER

Vitali Hakko hayatını kaybetti
Hürriyet 11 Aralık 2007

Vakko'nun kurucusu, ünlü iş adamı Vitali Hakko (94), İstanbul'da vefat etti.

Rahatsızlandığı için dün akşam Amerikan Hastanesine kaldırılan Hakko, yapılan müdahalelere rağmen gece yarısı hayatını kaybetti.

Vitali Hakko'nun ölüm haberi, Vakko'nun internet sitesinde, siyah zemin üzerinde yer alan "Vakko'nun kurucusu, yaratıcısı, Vakko ailesinin değerli büyüğü, sayın Vitali Hakko'yu kaybettik. Acımız sonsuzdur" ifadeleriyle duyuruldu.

CENAZE YARIN TOPRAĞA VERİLECEK

İstanbul'da vefat eden işadamı Vitali Hakko'nun cenazesi, yarın toprağa verilecek. Hakko için yarın saat 11.00'de Merter'deki Vakko Fabrikasında bir tören düzenlenecek. Hakko'nun cenazesi, daha sonra Neve Şalom Sinagogunda yapılacak dini törenin ardından Ulus Musevi Mezarlığındaki aile kabristanlığında defnedilecek.

HAKKINDA YAZILANLAR

Vitali Hakko:
İşim insanları mutlu etmek
Ünal Bolat
Türkiye 9 Aralık 2000

Yarım yüzyılı aşkın süre, benim meslek hayatımın hemen hemen tümüdür. Hayatımı anlatırken Vakko'nun geçmişini de anlatmış oluyorum. Zira benim hayatım, Vakko'yla özdeşleşmiştir. Nerede olursam olayım, herkes beni Bay Vakko olarak görür.
Hayatımı, bana sorarsanız hayli ilginç geçti. Yanlış söyledim: İlginç geçiyor. Çünkü hayat devam ediyor ve her ânından zevk aldım ve almaya devam ediyorum.

Sıfırdan başlamak
Benim kuşağımın birçok işadamı, işe sıfırdan başladığını söyledi. Ben sıfırdan bile başlamadım. Başladığım nokta sıfırın çok altındaydı. Ne var ki, ben de, benim kuşağımın birçok işadamı da, kendimize özgü kişileriz. Ve bambaşka sosyal ve ekonomik şartlar içinde yetiştik. İyi niyetten, umuttan, geleceğe ve kendimize olan güvenden, becerimizden başka hiçbir sermayemizin olmadığı bir dönemde kendi kendimizi yetiştirdik.
Genç Cumhuriyetin ilk kuşağıydık. Bize hız veren Atatürk devrimleriydi. Şapka devrimi, kıyafet devrimi olmasaydı, kuşkusuz bugün Vakko da olmazdı.

Spor
Ondört yaşındaydım. Spor benim için o zamanlar bir saplantıydı. Yaşıma, boyuma bosuma rağmen başarmam gerekiyordu. Ama nasıl? Spora cimnastikle başladım. Tabii yanlış bir seçme yapmıştım. Aletli cimnastik kasları güçlendirir, ama boyun uzamasına yardımcı olmaz. Oysa ben kısa boyluydum. Dolayısıyla atletizm ya da voleybol, basketbol ile başlamam daha doğru olurdu. Ama bu konularda bilgi sahibi olmadığım gibi, beni uyaran biri de çıkmadı. Bir süre sonra, aletli, cimnastiği bırakıp atletizme yöneldim. Orada hocam tarafından hafife alındığım vehmiyle kendimi ispat etmek için rekor denemesi yaptım. Rekor 40 sa-
niyeydi ve 18 yaşındaki Fintzi adlı bir atlete
aitti. Ben ise 14 yaşıma rağmen 42 saniyeyi yakalamıştım. Hocadan aferin beklerken oralı bile olmamıştı. Ama hiç değilse tebrik edebilirdiniz deyince hiçbir zaman hafızamdan silinmeyecek şu cümleyi söyledi. "Şunu hiçbir zaman unutma, sporcunun rakibi, başkaları değil, kendisidir."

En büyük sermaye; eleman
Yirmi yıl öncesine kadar, bir genç, öğrenimini yaptıktan, bir iş bulup çalışmaya başladıktan bir süre sonra o işten ayrılıp kendi işini kurardı. Hatta sekiz on yıl aynı iş yerinde çalışıp da kendi işini kuramamış olanlara "yeteneksiz" gözüyle bakılırdı. Bölünerek çoğalma dönemiydi o yıllar. Bugün daha çok bunun tersi görülüyor. Öğrenimini yapmış bir genç, gerçekten kendi dalında bilgili ve yetenekliyse, çalışacağı kuruluşu kendi seçiyor. Eğer seçtiği kuruluş ondan, o da çalıştığı kuruluştan memnunsa mutlu ve verimli bir birliktelik başlıyor. Bunun sürmesi iki taraf için de yararlı oluyor. En büyük sermayenin eleman olduğunu, bu ülkede, sanırım ilk kez Vebhi Koç gördü ve gösterdi. Uzaktan izlediğim kadarıyla Koç camiasından kopup kendi işini kuran üst düzey yöneticisi pek yoktur. Hiç değilse diğer holdinglerinki kadar yoktur.

Yönetici bulmak zor
Bugün bir iş adamı için, yeni yatırımlar yapmak istediğinde, büyümek istediğinde kapital bulmak zor değildir. Know How bulmak da zor değildir. Ama yurt içinde, yurt dışında yetişen bunca gencimize rağmen, yönetici bulmak zordur. Acaba bu güçlük bizlerden, yani hayat üniversitesinden gelen birinci nesil patronların hâlâ işin başında olmamızdan mı kaynaklanıyor, diye düşündüğüm olmuyor değil. Yoksa bu, gençlerin, kendi kendilerini bizlerle kıyasladıklarında, yabancı dil açısından, kuramsal bilgi açısından, bizlerden daha bilgili, daha kültürlü, daha dünyaya açık olduklarını görüp köklü bir değişimi gerçekleştirmek istediklerinde, bizleri bir köstek olarak görmelerinden ve bunu açıkça dile getirememelerinden mi kaynaklanıyor? Bilmiyorum. Belki her ikisi de.

Güzelliğin özü değişmiyor
Ben resim yapamam. Beste yapamam. Şiir yazamam. Ama, insanlara renklerle, desenlerle ortaya koyacağım ve onları mutlu kılacağına inandığım bir eşarp, bir kravat, bir giysi seçip, onu gerçekleştirebilirim. Güzel sözlerle onların gönlünü alabilir, mutlu anlar yaşatabilirim. Biz eskiler bunları, gençlere anlatmakta güçlük çekeriz. Onlara anlamakta güçlük çekerler. Bana çevremdeki gençler, oğlum dahil, sık sık, "devir değişiyor" derler. Haklıdırlar. Ne var ki, devir ilk defa değişmiyor. Ben hayatım boyunca, bu devir denen şeyin birçok defa değiştiğini gördüm. Ama ağaçlar, çiçekler, kuşlar, kelebekler değişmiyor. Güzelliğin biçimi değişiyor olabilir, ama özü değişmiyor.

Hakko'dan inciler
* Yalanın inananı çok oluyor!
Hayatta öğrendiğim gerçeklerden biridir: Sizinle ilgili iyi bir şey söylense, bu doğru da olsa, buna pek az kimse inanır. Ama söylenen kötü bir şeyse hemen herkes inanır. Yalan ne kadar büyükse inananı o kadar çok olurmuş.
* Profesyonel olmadan başaramazsınız
Bizim meslekte gerçek sermaye insandır. Onun bilgisi, tecrübesi, sezgileridir. Eğer böyle bir kaptanınız varsa, denize açılmaktan korkmayın! Gerçek profesyonellik budur. Eğer içinizde bu profesyonellik duygusu yoksa hiçbir şey başaramazsınız.
* Hayat Üniversitesi yok artık
Bizler gibi işadamları dönemi kapanmıştır. Artık teori ile pratiği, bilgi ile tecrübeyi birleştiren bilgisayarın nimetlerinden, uluslararası iletişimin imkanlarından yararlanan gençlerimiz bizim eserlerimizi hiç kuşkum yok, çok daha ötelere götüreceklerdir.
* Başarmak tutkusu
Hayatta insanı başarıya götüren tek şey, başarmak tutkusudur. Kuşkusuz diğer faktörler bu başarıyı kolaylaştırıp, çabuklaştırabilir, uzun ömürlü olmasını sağlayabilir. Ama hiçbir şey sizin elinizden aklınızı, yeteneğinizi, deneyimlerinizi, tutkularınızı alamaz.
* Vakko benim, ben Vakko'yum
Otuz kırk yıl önce, Vakko'ya da çocuğum gözüyle bakabilirdim. Oysa bugün Vakko ve ben aynı kişiyiz. Benim hayat öyküm Vakko'nun, Vakko'nun varoluş öyküsü de benim hayatımdan başka birşey değil.

 

ünlü kadınlar
ingilizce biyografi
ben de biyografianaliz.net'teyim
  BİYOGRAFİ NEDİR?
  CENGİZ AYTMATOV İLE KONUŞMA
  MİLLİ SİNEMA VE YÜCEL ÇAKMAKLI
  MÜSTEAR İSİMLER
  TAKMA ADLAR
 

 

 

Satış ve Teslimat | İade ve İptal | Gizlilik ve Güvenlik
Banka Hesaplarımız | İrtibat

© Copyright by Biyografi.Net
Ayma-Koop A6 No: 121 İkitelli - İstanbul
Tel: 0212 6717578 - 0542 2357249