Ana Sayfa Kategoriler  Hakkımızda  İletişim

A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z    
  BANKA HESAP NUMARALARI
  İLETİŞİM
  Tüm Kitaplar
  Biyografi.net
  Boğazdaki Aşiret
  facebook biyografi.net
  facebook Biyografi Kitabı
  twitter biyografi.net
  biyograf
  uyanış yayınevi
  biyografimarket
  cengiz aytmatov, cengiz dağcı, mustafa çetin
  biyografi atölyesi
  yerli marka
  Türk Yurdu Dergisi
Biyografi Net Yayınları
Biyografi Net Yayınları
 

Benoist Ali Selman

E-posta ile paylaş Facebook da paylaş Twitter da paylaş Google da paylaş Live da paylaş Digg de paylaş Del.icio.us da paylaş

Fransız Dr. Benosit Ali Selman

Ben bir doktorum ve koyu katolik bir aileye mensubum. Fakat doktorluğu meslek olarak seçmem ve pozitif, tabii ilmlerle meşgul olmam, bende hıristiyanlığa karşı büyük bir nefret uyandırmıştı. Din hususunda aile fertlerimle aynı fikirde değildim. Evet, büyük bir Halık [yaratıcı] vardı ve ben de Ona, yani Allahu tealaya inanıyordum. Fakat hıristiyanlığın, bilhassa katoliklerin bu büyük yaratıcı etrafında meydana getirdikleri türlü türlü garib ilahlar, oğullar, Ruh-ul-kudsler, İsa aleyhisselamın Allahın oğlu olduğunu isbat için akıl almaz uydurmalar ve daha bir takım hurafeler, ayinler, türlü türlü merasimler, beni Allahu tealaya yaklaştırmıyor, aksine Ondan uzaklaştırıyordu.

Ben, bir tek Allah'ın varlığına inandığımdan, hiç bir zaman teslisi "üç tanrıyı" kabul etmedim ve İsa aleyhisselamı hiç bir zaman Allah'ın oğlu olarak tanımadım.Demek oluyor ki, ben daha İslamiyeti tanımadan evvel, Kelime-i şehadetin yarısı olan "La ilahe illallah" kısmını çoktan kabul etmiştim. İslam dini ile meşgul olmağa başladığım ve Kuran-ı Kerim'de rastgeldiğim meal-i şerifi, "Söyle ki, Allahu teala birdir, doğmamışdır ve doğurmaz ve Ona benzer hiç bir varlık yoktur" olan İhlas suresini okuduğum zaman, "Aman Allahım, işte ben tam buna inanıyorum" dedim ve içimde büyük bir ferahlık duydum. İslamiyeti daha derinden tetkik etmenin çok lüzumlu olduğunu gördüm. İslamiyeti inceledikce, bu dinin benim düşüncelerime tamamen uygun olduğunu hayret ile görüyordum. İslamiyet, din adamlarını, hatta Peygamberleri "aleyhimüssalevat" bizim gibi insanlar olarak kabul ediyor, onlara ilahlık vasfı vermiyordu. Hele, bir papazın günahları affedebileceğini, asla kabul etmiyordu. İslam dininde, hiç bir hurafe, akla uymayan bir hüküm, anlaşılmıyan bir bahis yoktu. İslam dini, tam benim istediğim gibi, mantıki bir dindi. Katolikler bildirdikleri gibi insanların günahkar olarak dünyaya geldiklerini kabul etmiyordu. İnsanlara ruh ve beden temizliği emir ediyordu. Tıbbın esas kaidesi olan temizlik, İslam dininde, Allahu tealanın bir emriydi. İbadete temiz olarak gelmeği emrediyordu ki, başka hiç bir dinde buna rastlamamıştım.

Hıristiyanlıkda, hıristiyan dinine girerken ve ayinlerde İsa aleyhisselam ile, haşa tanrı ile birleşebilmek için papazın İsa'nın eti diye verdiği ekmeği yemek ve kanı diye verdiği şerabı içmek gibi ayinlerin, puta tapan en iptidai kavimlerin bir adeti olduğunu görüyor ve bunlardan nefret ediyordum.Benim pozitif ilimlerle inkişaf eden aklım, böyle çocukça ve hakiki bir dine yakışmayan saçma merasimleri, şiddetle reddediyordu. Diğer tarafdan, İslamiyetde bunların hiç biri yoktu. İslamiyetde yalnız hakikat, sevgi ve temizlik vardı.

Artık kararımı vermişdim.Müslüman dostlarıma gitdim ve müslüman olmak için ne yapmak lazım geldiğini sordum. Bana "Kelime-i şehadet" söylemesini ve manasını öğrettiler. Ben yukarda da söylediğim gibi, bunun yarısını, yani "Bir tek Allah vardır" kısmını müslüman olmadan evvel kabul etmiştim. Geri kalan "Muhammed aleyhisselam Onun resulüdür" kısmını da kabul etmek hiç güç olmadı. Artık İslam dini hakkında neşrolunmuş ciddi eserleri incelemeğe başladım. Bunların arasında Malik Bin Nabi'nin çok güzel bir eseri olan "Le Phéne Coranique"i okuduğum zaman, Kuran-ı Kerim'in ne muazzam bir eser olduğunu hayret ve taktir ile gördüm. Bundan ondört asır önce indirilmiş bu Allah kitabında yazılı olanlar, bugünkü ilmi ve fenni araştırmaların neticelerine tamamiyle uymakdadır. Hem ilim ve fen ve hem de içtimai faaliyetler bakımından, Kuran-ı Kerim, yalnız bugünün değil, aynı zamanda yarının da kitabıdır.

1953 senesi 20 Şubat günü Paris Camiine giderek orada müftü efendinin ve şahidlerin huzurunda İslam dinini resmen kabul ettim ve Ali Selman ismini aldım.

Bu yeni dinimi, çok seviyorum. Çok bahtiyarım ve sık sık kelime-i şehadet getirerek ve manasını düşünerek, İslam dinine olan imanımın kuvvetini açıklıyorum.

 

ünlü kadınlar
ingilizce biyografi
ben de biyografianaliz.net'teyim
  BİYOGRAFİ NEDİR?
  CENGİZ AYTMATOV İLE KONUŞMA
  MİLLİ SİNEMA VE YÜCEL ÇAKMAKLI
  MÜSTEAR İSİMLER
  TAKMA ADLAR
  BİR NESLİN ÖNCÜLERİ DİZİN
 

 

 

Satış ve Teslimat | İade ve İptal | Gizlilik ve Güvenlik
Banka Hesaplarımız | İrtibat

© Copyright by Biyografi.Net
Ayma-Koop A6 No: 121 İkitelli - İstanbul
Tel: 0212 6717578 - 0542 2357249